Çorbacı nedir?

Yeniçeri teşkilatında bir unvandır. Yeniçeri ocağı 196 «orta» dan meydana gelir, komutanlarına da çorbacı adı verilirdi. 1826'da Yeniçeri ocağının kaldırılmasından sonra bu deyim zengin Hıristiyan tacirler hakkında kullanılmıştır.  Cemaat denilen yeniçeri ortası çorbacılarına yayabaşı veya serpiyadegan denildiği gibi, bölük denilen ağa bölükleri çorbacılarına bölükbaşı ismi de verilirdi. Çorbacılar bazen subaşı ünvanını da alırlardı. Çorbacıların kıdemlisine yeniçeri ortalarında yayabaşı>yayabaşı, bölüklerde de başbölükbaşı denilirdi. Çorbacılar kırmızı çuhadan kollu cübbe, ince gömlek, kırmızı şalvar, ayaklarına sarı mest pabuç ve başlarına börk giyerlerdiçorbacı

Yaya bölük komutanı olmalarına rağmen atları vardı. Çorbacılar bölüklerin bütün işlerinden sorumlu olduğu gibi, büyük suçlar hariç, maiyetindekilere ceza verebilirdi. Yeniçerilerin İkinci Mahmud zamanında kaldırılmasından sonra, çorbacı yerine ortaağası tabiri kullanılmıştır. Bütün yeniçeri ocağı, yeniçeri ağası adında bir kişinin komutasına verilmişti. Yeniçeri ağasından başka ocağın: Sekban başı, kul kethüdası ya  da kethüdabey, zağarcıbaşı, tornacıbaşı, mahzar ağa, büyük ve küçük hasekiler, başçavuş, kethüda piri, katip ya da yeniçeri efendisi adlarındaki büyük subaylardan olurdu. Bugünkü piyade bölük yada taburlarının karşılığı olan yeniçeri ortalarından her biri de "çorbacı" adında bir bölükbaşının komutasında bulunurdu. Her ortanın da odabaşı, vekilharç, bayraktar, baş eski ve aşçı ustadan oluşmak üzere bir subaylar topluluğu bulunurdu.

Her ortanın ya da birkaçının; imam, zağarcı, tornacı, talimhaneci, solak gibi bir özel ve ortaklaşa ismi ile ikinci bölümün tuğ ve alem bahsinde anlatılacağı gibi yine ortak bir işaretleri vardı. Kapıkulu piyadeleri sulh zamanında, belli günlerde yeniçeri ağasıyla beraber şehrin inzibatını temin için dolaşırlardı. Bundan başka dört yayabaşı (çorbacı), dört bölükbaşı cuma gecesi hariç her gün İstanbul’da kol gezerler ve suçluları cezalandırmak üzere Ağakapısı’na götürürlerdi. Çorbacıların hergün kola çıkmalarına “sıra kolu” denilirdi. İstanbul’un kale kapılarını açıp, kapamak vazifesi kapıkulu piyadelerine aitti. Devleti ve padişahı ‘sancağı şerif’, yeniçeri ocağını da ‘imamı azam bayrağı’ temsil ederdi. Yeniçerilerin en küçük birliğine ‘Orta’, zabitine de ‘Çorbacı’ denirdi. Yeniçerilerde mutfak her zaman özel bir anlam taşımıştır.

Çorbacı lakabı kelimenin tam anlamıyla ortanın liderinin çorbaları kaplara koyarak askerlerine servis etmesinden gelir. Çorbacılar bellerinde büyük bir tahtadan çorba kaşığıyla gezerler; statülerini böyle belirtirlerdi. Çorbasını bitirmeyen yeniçerinin isyan bayraklarını çektiği anlaşılırdı. 60,70 neferden oluşan bir ‘Orta’ genellikle dört koğuş işgal ederdi. Orta’ların hacimleri III. Murat döneminde genişletildi ve 200-300 nefere çıkartıldı. Hayli bürokratik ve kontrollü bir yapı olan ocağa asker alınması süreci çorbacının ihtiyaç belirtmesiyle başlardı. İhtiyaç belgesi Süleymaniye’deki Ağakapısı’na sunulur, buradaki en kıdemli kişi olan Kethüdabey, belgeyi kontrol ederdi.

Yeniçeri kültüründe mutfağın ve yemeğin kutsal bir yeri olduğundan, bu nedenle orta başına çorbacı denildiğinden bahsetmiştik. Bundan ötürü kışla bünyesinde ocak işlerini konuşacak zabitler kazanlar etrafında toplanırlardı. Ocağın kurulduğu günden kalan ve kutsal bir nitelik atfedilen kazana ‘kazanı şerif’ denirdi. Bu kazan kullanılmadan muhafaza edilir, tılsımlı ve uğurlu olduğuna inanılırdı.56 Padişahı boykot etmeleri halinde kazanlar mutfaklardan çıkarılarak et meydanına taşınırdı. Yeniçerilerin istekleri yerine getirilinceye kadar ocakta yemek pişmezdi. Padişahın kulları olduklarını kabul eden Yeniçeriler için ‘kazan devirme’ de denilen bu olay bir bakıma padişahın ekmeğini kabul etmemek anlamını taşırdı. Kışla içinde ve dışında kavgacılık, küfür, yoklamadan kaçmak, namazda kusur ağır suç sayılırdı.

Cezalar Odabaşı tarafından belirlenirdi. Cezalı yeniçerilerin yataklarını alıp ceza süreleri boyunca ustanın gözetiminde mutfakta tutulması ve bulaşıkçılık yaptırılması genel bir pratikti. Daha ağır cezalar falaka ve idamdı. Bir çorbacı en fazla 40 değnek vurabilirdi. 80 ve 240 değnek cezaları günlere bölünerek uygulanır ve ancak ‘Ağa Divanı’nca verilebilirdi. Sefer kaçakları ve katillerin başı satırla kesilir; fitneciler, hırsızlar, ve tecavüzcüler boğularak öldürülürdü.57 Yeniçerilerin daimi kahvaltısı çorbadır. Neferlerin çorbaları, Çorbacı tarafından dağıtıldıktan sonra kazanlar Karakollukçular tarafından kulplarına kazık geçirerek nöbetçilerin ve zabitlerin çorbalarını servis etmek üzere taşınırdı. Bir karakollukçu da kepçeyi alır, kazanı takip ederdi. Genelde ortalar belli bir yemekte ustalaşmışlardır. Bu yemekler belirli zamanlarda bahşiş toplamak niyetiyle Sadrazam’a, Yeniçeri Ağası’na, Vezirler’e sunulurdu. Böyle toplanan bahşişler orta sandığının önemli bir gelir kaynağıydı.

Sözlükte "çorbacı" ne demek?

1. Çorba pişirip satan ya da çorba içmeyi çok seven kimse; tayfaların gemi sahibine verdikleri ad.
2. Taşrada halkın hıristiyan ileri gelenlerine verdiği san.
3. Yeniçerilerde bir birlik komutanı.